Peygamberin Son Beş Günü

Kendimce okumada aklımda kalanlar

Rahmi Sönmez ve Fehmi Gülmez adında iki sıkı arkadaşın hayatını anlatıyor roman.

Tahsin Yücel kitabın giriş bölümünde bazı açıklamalar yapıyor. Kitaptaki Fehmi ve Rahmi isimli kişilerin gerçekte var olduklarını ama isimlerini değiştirdiklerini belirtiyor. Kitabı yazdırmak isteyen kişi ünlü bir iş adamıdır. Fehminin gerçek dünyadaki karşılığı olan bu adam devrimci ozan olan arkadaşı ölünce onun hatırasını yaşatmak için onu anlatan bir eser yazılmasını talep ediyor ama siyasi çekincelerden dolayı sonradan vazgeçiyor. Yazarlar bu noktada insiyatif alarak bağımsız olarak kitabı bastırma kararı alıyor.

Kitapta baş kahraman Rahmi’dir. Fehmi ile çok sıkı çocukluk arkadaşıdırlar. Babaları bile çok sıkı arkadaş olan bu ikili üniversiteye kadar hayatın her adımında birlikte ve sırt sırta ilerlemiştir. İkisi de solc görüşlü devrimci karakterli insanlarken Fehmi piyasada ilerleyip yükseliyor ve üniversite sonunda kopuyorlar. Rahmi kendini muhafaza edip devrimci ozan olarak şiirler yazıp dergilere gönderiyor. Bazıları yayınlanıyor.

Rahmi ile Fehmi üniversitedeyken ikisinin de kız arkadaşı vardı ama Feride’ye aşık oluyorlar. Feride’nin teori ve görüşlerinin yanında güzelliği ikisini de alıyor. Fehmi duygularını açınca bu tip şeylerle uğraşmadığı söylüyor. Rahmi de bundan habersiz olarak teklifini yapınca aslında aynı cevabı alıyor ama uğradığı hüsran ve ısrarı sayesinde ikna ediyor Feride’yi.

Rahmi, Feride Ve Fehmi güzel bir üçlü olup tüm sohbet ve toplaşmalara birlikte katılıyorlar. Bunların birinde (sanırım) Faruk isimli bir arkadaşları herşeyi çok iyi anlayıp herkese anlatabildiği için Rahmi’ye peygamber diyor ve ondan sonra ismi peygamber oluyor.

Bundan sonraki bölümlerde Fehmi konut işlerine girip sıyrılırken Rahmi öylece kalıyor. Romanda da Rahmi’nin bu durumu anlatılıyor. Rahmi’nin Feride’den bir kızı oluyor. Feride ölüyor. Kızı, torununu Rahmi’ye bırakıp zengin bir adamla yurtdışına gidiyor temelli olarak. Rahmi kalan ömrünü bu çocukla geçiriyor.

Çocuk eve bırakıldığında çok küçüktü. Çocuk bırakıldığında türkçe bilmiyordu. İsmini de bilmediği için Nazım olsun dedi. Onu büyütmek için Rahmi’nin eski sevgilisi ve komşusu olan zarife geldi büyüttü çocuğu. Yıllar sonra dayanamayıp gitti.

Kitapta Nazım ve Rahmi’nin yaşamı geçip gidiyor. Birbirlerini pek kabullenemeyen bu ikili bir gün ayrılmak zorunda kalıyor. Normalde çok zıt bir imaj yaratmasına rağmen bir gün polisler Nazım’ı evden alıyor. Örgüt elebaşı olmak ile suçluyorlar. Bunu bilmeyen ve torununun devrimci olduğunu öğrenen peygamber ona hayran kalıyor ve kurtarmak için yollara düşüyor. Karakolları geziyor ama bulamıyor. Geçen günlerden sonra eylemi onun yerine sürdürme kararı alıyor ve tüm kitapları satıp Nazım’ın evdeki iki silahını yanına alarak yola çıkıyor. Hedefi trenle anadoluya geçmek ve eylemleri başlatmak. Karlı bir kış gününde çıktığı yolda belirsiz bir yerde trenden iniyor. Uzunca bir süre karlar içinde Nazım’ın yolunda ilerlediğini düşünürken seraplar görüyor ve hayali Nazım’ın emri ile karşısında duran polise ateş ediyor ve yığılıyor.

Köylüler ateş seslerini duyunca çıkıp etrafı kolaçan ediyorlar. Köyün ilerisinde uzun boylu, beyaz saçlı bir ihtiyarın karlar içinde yattığını görüyorlar. Köye taşıyorlar ama peygamber şoka giriyor. Bu sırada peygamber yola çıkmadan önce Fehmi’ye vasiyet gönderdiği için Fehmi köşe bucak onu aratıyor. Bi köyde bulunduğunu duyunca hemen özel doktorları ile oraya gidiyor. Son gününe yetişiyor peygamberin.

Peygamberin Son Beş Günü

Kendimce okumada aklımda kalanlar

Rahmi Sönmez ve Fehmi Gülmez adında iki sıkı arkadaşın hayatını anlatıyor roman.

Tahsin Yücel kitabın giriş bölümünde bazı açıklamalar yapıyor. Kitaptaki Fehmi ve Rahmi isimli kişilerin gerçekte var olduklarını ama isimlerini değiştirdiklerini belirtiyor. Kitabı yazdırmak isteyen kişi ünlü bir iş adamıdır. Fehminin gerçek dünyadaki karşılığı olan bu adam devrimci ozan olan arkadaşı ölünce onun hatırasını yaşatmak için onu anlatan bir eser yazılmasını talep ediyor ama siyasi çekincelerden dolayı sonradan vazgeçiyor. Yazarlar bu noktada insiyatif alarak bağımsız olarak kitabı bastırma kararı alıyor.

Kitapta baş kahraman Rahmi’dir. Fehmi ile çok sıkı çocukluk arkadaşıdırlar. Babaları bile çok sıkı arkadaş olan bu ikili üniversiteye kadar hayatın her adımında birlikte ve sırt sırta ilerlemiştir. İkisi de solc görüşlü devrimci karakterli insanlarken Fehmi piyasada ilerleyip yükseliyor ve üniversite sonunda kopuyorlar. Rahmi kendini muhafaza edip devrimci ozan olarak şiirler yazıp dergilere gönderiyor. Bazıları yayınlanıyor.

Rahmi ile Fehmi üniversitedeyken ikisinin de kız arkadaşı vardı ama Feride’ye aşık oluyorlar. Feride’nin teori ve görüşlerinin yanında güzelliği ikisini de alıyor. Fehmi duygularını açınca bu tip şeylerle uğraşmadığı söylüyor. Rahmi de bundan habersiz olarak teklifini yapınca aslında aynı cevabı alıyor ama uğradığı hüsran ve ısrarı sayesinde ikna ediyor Feride’yi.

Rahmi, Feride Ve Fehmi güzel bir üçlü olup tüm sohbet ve toplaşmalara birlikte katılıyorlar. Bunların birinde (sanırım) Faruk isimli bir arkadaşları herşeyi çok iyi anlayıp herkese anlatabildiği için Rahmi’ye peygamber diyor ve ondan sonra ismi peygamber oluyor.

Bundan sonraki bölümlerde Fehmi konut işlerine girip sıyrılırken Rahmi öylece kalıyor. Romanda da Rahmi’nin bu durumu anlatılıyor. Rahmi’nin Feride’den bir kızı oluyor. Feride ölüyor. Kızı, torununu Rahmi’ye bırakıp zengin bir adamla yurtdışına gidiyor temelli olarak. Rahmi kalan ömrünü bu çocukla geçiriyor.

Çocuk eve bırakıldığında çok küçüktü. Çocuk bırakıldığında türkçe bilmiyordu. İsmini de bilmediği için Nazım olsun dedi. Onu büyütmek için Rahmi’nin eski sevgilisi ve komşusu olan zarife geldi büyüttü çocuğu. Yıllar sonra dayanamayıp gitti.

Kitapta Nazım ve Rahmi’nin yaşamı geçip gidiyor. Birbirlerini pek kabullenemeyen bu ikili bir gün ayrılmak zorunda kalıyor. Normalde çok zıt bir imaj yaratmasına rağmen bir gün polisler Nazım’ı evden alıyor. Örgüt elebaşı olmak ile suçluyorlar. Bunu bilmeyen ve torununun devrimci olduğunu öğrenen peygamber ona hayran kalıyor ve kurtarmak için yollara düşüyor. Karakolları geziyor ama bulamıyor. Geçen günlerden sonra eylemi onun yerine sürdürme kararı alıyor ve tüm kitapları satıp Nazım’ın evdeki iki silahını yanına alarak yola çıkıyor. Hedefi trenle anadoluya geçmek ve eylemleri başlatmak. Karlı bir kış gününde çıktığı yolda belirsiz bir yerde trenden iniyor. Uzunca bir süre karlar içinde Nazım’ın yolunda ilerlediğini düşünürken seraplar görüyor ve hayali Nazım’ın emri ile karşısında duran polise ateş ediyor ve yığılıyor.

Köylüler ateş seslerini duyunca çıkıp etrafı kolaçan ediyorlar. Köyün ilerisinde uzun boylu, beyaz saçlı bir ihtiyarın karlar içinde yattığını görüyorlar. Köye taşıyorlar ama peygamber şoka giriyor. Bu sırada peygamber yola çıkmadan önce Fehmi’ye vasiyet gönderdiği için Fehmi köşe bucak onu aratıyor. Bi köyde bulunduğunu duyunca hemen özel doktorları ile oraya gidiyor. Son gününe yetişiyor peygamberin.